E-ISSN: 2587-0351 | ISSN: 1300-2694  






Son Sayı Arşiv En Çok İndirilen Makaleler Baskıdaki Makaleler Online Makale Gönder

Van Med J: 9 (3)
Cilt: 9  Sayı: 3 - 2002
Özetleri Gizle | << Geri
DERLEME
1.
Secale cereale L. (Çavdar) Meyvesi Dekoksiyon Ekstresinin Sağlıklı ve Diyabetli Farelerde Hipoglisemik Etkisinin Araştırılması
Investigation of The Hypoglycemic Effect of Secale cereale L. Fruit Decoction Extract in Healthy and Diabetic Mice
Hanefi Özbek, Fevzi Özgökçe, Ebubekir Ceylan, Abuzer Taş, Murat Tunçtürk
Sayfalar 73 - 77
Amaç: Secale cereale L. (çavdar) meyvesi dekoksiyon ekstresinin, sağlıklı ve diyabetli farelerde hipoglisemik etkisinin araştırılması. Yöntem: Alloksanla diyabet oluşturulmuş farelere ve sağlıklı farelere Secale cereale L. ekstresi, glibenclamide (referans) ve serum fizyolojik (kontrol) oral yolla verilip; sıfırıncı, birinci, ikinci, dördüncü ve 24. saatlerde, farelerin kuyruk veninden kan alınarak açlık kan şekeri düzeyleri ölçüldü; sonuçlar tek yönlü varyans analizi ile test edildi. Bulgular: Secale cereale L. ekstresinin; alloksanla diyabet oluşturulmuş farelerde serum fizyolojik grubuna göre açlık kan şekerini birinci saatte (p<0.05) ve ikinci saatlerde (p<0.01) anlamlı derecede düşürdüğü, dördüncü ve 24. saatlerde bu etkinin görülmediği (p>0.05); glibenclamidein, serum fizyolojik grubuna göre açlık kan şekerini birinci, ikinci ve dördüncü saatlerde anlamlı derecede düşürdüğü (p<0.001), 24. saatte bu etkisinin ortadan kalktığı (p>0.05); glibenclamide’in, Secale cereale L.’ye göre açlık kan şekerini birinci ve ikinci saattlerde p<0.001, dördüncü saatte p<0.05 düzeyinde anlamlı derecede daha fazla düşürdüğü, 24. saattte ise her ikisi arasında anlamlı bir fark bulunmadığı gözlenmiştir (p>0.05). Sağlıklı farelerde gruplar arasında açlık kan şekeri yönünden yapılan ölçümlerde anlamlı bir fark saptanmamıştır. Sonuç: Secale cereale L. meyvesi dekoksiyon ekstresinin, referans ilaç olarak kullanılan glibenclamideden anlamlı derecede düşük düzeyde, yaklaşık dört saat süren zayıf bir hipoglisemik etki gösterdiği gözlendi.
Aim: Investigation of the hypoglycemic effect of secale cereale L. fruit decoction extract in healthy and diabetic mice. Method: Extract of Secale cereale L., glibenclamide (as a reference group) and physiologic saline (control group) were administrated perorally to the healthy and diabetic mice induced with alloxan. Before treatment,at the first, second, third, fourth and 24th hours, blood was taken from the vena coccygea of mice and Blood glucose levels were measured. Results were tested by One-way ANOVA. Results: When compared with physiologic saline group, it was observed that Secale cereale L. extract decreased blood glucose values significantly in diabetic mice induced with alloxan at the first (p<0,05) and second hour (p<0,01), this effect was not observed at the fourth and 24th hour. Glibenclamide decreased blood glucose values significantly at the first, second and fourth hours (p<0,001); this effect was disappeared at the 24th hour. When compared with Secale cereale L., it was observed that glibenclamide decreased blood glucose values more significantly at the first, second and fourth hours (p<0,001), there was not significant difference between two groups (p>0,05) at the 24th hour. There was not significant difference in blood glucose values measurements among groups of healthy mice. Conclusion: It was observed that the decoction extract of Secale cereale L. has significantly lower effect (weak hypoglycemic effect lasting for nearly four hours) when compared with glibenclamide which was used as a reference agent.

KLINIK MAKALE
2.
Van İlindeki Erişkinlerde Önemli Sağlık Standartları ve Bazı Hastalıkların Prevalanslarının Araştırılması: Metodolojinin İncelenmesi
Some Important Health Standarts And Disease Prevalences Among Adults In Van: Discussion Of The Methodology
Halis Aksoy, Reha Erkoç, Süleyman Alıcı, Mahmut İlhan, İmdat Dilek, Kürşat Türkdoğan, Mehmet Sayarlıoğlu, Cevat Topal
Sayfalar 78 - 82
Van ilindeki önemli sağlık problemleri ile ilgili yeterli sayıda epidemiyolojik çalışma yoktur. Yöremizin öncelikli sağlık sorunlarını ortaya çıkarmak ve çözümü için bir başlangıç noktası oluşturmak amacıyla kesitsel bir toplum taraması yapıldı. Van ilini nüfus dağılımı, sosyal ve coğrafi konum olarak temsil eden, merkezde üç sağlık ocağı ve dört merkez köyü, ve ilçelerde dokuz ilçe merkezi ve 11 köy seçildi. Bu yerleşim yerlerinden sistematik örnekleme yöntemi ile toplam 512 haneden seçilen 587 erkek ve 1447 kadın; toplam 2034 kişi değerlendirildi. Bireylerden anemnez alındı, fizik muayeneleri yapıldı, kan alındı ve gerekli olduğunda EKG çekildi. Veriler bilgisayara Excel v 7.0 programı kullanılarak girildi. Çalışmanın metodu, yapılma şekli, koşulları ve kısıtlamaları tartışıldı. Halkın bu tür çalışmalara yaklaşımı ilerideki çalışmaları özendirici nitelikte olup metodolojideki aksaklıkların giderilmesi ve teknik ve mali konularda daha kapsamlı ve gerçekçi yaklaşımlarla çok daha başarılı çalışmalar yapılabileceği kanaatine varılmıştır.
Epidemiological studies regarding important health problems of Van city are insufficient. A cross-sectional public survey was conducted in order to determine the important health problems and provide a starting point for solutions. Centrally three local health center fields and four central villages and peripherally 9 districts and 11 villages were chosen to represent whole population of Van city. According to systematic sampling technique from 512 houses, 587 man and 1447 women, total 2034 persons were evaluated. After anamnesis and physical examination, blood was drawn and ECGs were recorded as needed. Data were recorded to PC by using program Excel v7.0®. The methods, conditions and limitations of the study were discussed. The approach of the people to such study is encouraging. More successful studies can be done with more realistic and detailed approach to technical and financial issues and with resolved methodological problems.

3.
İşaret ve Orta Parmaklarda Parmak Ucu Volümünün ve Yüzey Alanının Karşılaştırılması
Comparison Of The Volume Of Fingertip With The Surface In The Index And Middle Fingers
Celalettin Eroğlu, M.Arif Aluçlu, Ahmet Kavaklı
Sayfalar 83 - 87
Amaç : Parmak ucunun normal kantitatif değerlerini belirlemek ve böylece rekonstrüktif el cerrahisi ile diğer ilgili bölümlere yararlı olmaktır. Metod: Bu çalışmada taze kadavra özelliğinde parmak ucu kullanıldı. Dört işaret parmağı ve beş orta parmağa ait toplam dokuz parmak ucunda çalışma yapıldı. Distal interfalangeal eklemde büyük dorsal ve palmar pilileri birleştiren düzlemin distalinde kalan parmak bölümü parmak ucu olarak kabul edildi. Parmak ucunun volümü cam bir beherle ölçüldü. Parmak ucuna ait distal falanks, tırnak ve pulpa yağlı gözeli dokusu ağırlıkları hassas terazide ölçüldü. Tırnak kökü uzunluğu, tırnak ve tırnak yatağının uzunluğu ile genişliği kumpas ile ölçüldü. Parmak ucu hyponichium köşesinden büyük dorsal pilinin yanlarda sonlandığı noktayı birleştiren bir çizgi boyunca ikiye ayrıldı. Önde kalan kısım volar yüzey, arkada kalan ise dorsal yüzey olarak tanımlandı. Volar ve dorsal yüzeyin alanı planimetrik teknik ile hesaplandı. Pulpada bulunan Pacini korpuskülleri stereomikroskopta sayıldı. Bulgular: Parmak ucunun ortalama volümü; işaret parmağı için 4.62 cm3 ve orta parmak için 4.80 cm3 bulundu. Ortalama tırnak uzunluğu ve genişliği; işaret parmağında 15.05 mm ve 9.75 mm, orta parmakta 15.36 mm ve 10.20 mm olarak ölçüldü. Ortalama volar ve dorsal yüzey alanı; işaret parmağı için 795.25mm2 ve 443.00 mm2, orta parmak için 852.00 mm2 ve 444..60 mm2 hesaplandı. Sonuç: Çalışmamızda elde ettiğimiz bu değerler rekonstrüktif el cerrahisi ile uğraşanlara faydalı olur ümidindeyiz
Aim: In this study, we aimed at performing a work which is useful for hand reconstruction surgery and other relevant departments. We also wanted to define the normal values of fingertip by this quantitative study. Method: In our study, fresh cadaveric fingertips were used. The fingertip is defined as the portion of the finger distal to plane of the dorsal and palmar skin creases at the distal interphalangeal ( DIP ) joint. This study was done on nine fingertips; four were index finger and five were middle finger. The volume of fingertip was measured with a volumetric glass eylinder. The weight of fingertip and distal phalanx and nail and soft tissue of pulp was measured with sensitive scale. The length and width of nail and nail bed was measured with a compass. The fingertip was seperated into two portions from the edge of hyponichium to major dorsal skin crease which ended laterally. The anterior part was defined as ‘ volar surface ’ and the posterior part was defined as ‘ dorsal surface ’. The area of volar and dorsal surfaces were calculated in planimetric technique. The corpuscles of Pacini were counted with stereomicroscope. Results: The mean volume of fingertip was found4.62 cm3 for index finger, 4.80 cm3 for middle finger. The mean length and width of fingernail was found15.05 and 9.75 mm for index finger, 15.36 and 10.20 mm for middle finger. The area of the volar and dorsal surfaces were calculated 795.25 and 443.00 mm2 for index finger, 852.00 and 444.60 mm2 for middle finger. Conclusion: We hope that the normal values of fingertip from this quantitative study will be useful in hand reconstruction surgery and other relevant departments.

4.
Peritonsiller Apse Tanı ve Tedavisi
Diagnosis and Treatment of Peritonsillar Abscess
Köksal Yuca, Muzaffer Kırış, Hakan Çankaya, Tahir Seçkinli
Sayfalar 88 - 90
Peritonsiller apse, yetişkinlerde ortaya çıkan baş ve boyunun en sık derin enfeksiyonudur. Tipik olarak aerobic ve anaerobic bakterilerin kombinasyonuyla oluşur. Ateş, boğaz ağrısı yutma güçlüğü ve trismus en sık görülen yakınmalardır. İğne aspirayonu peritonsiller apsenin tanı ve tedavisinde halen altın standart yöntemdir. Ultrasonografi ve Komputerize Tomografi tanı koymada yardımcıdır. Ponksiyon ve aspirasyondan sonra uygun antibiyotik tedavisi (penisilin, klindamicin, cefalosporinler, metranidazol) başlanmalıdır. İlerlemiş vakalarda, insizyon ve drenaj veya acil tonsillektomi gerekebilir.Bu çalışmada Ekim 1999-Şubat2002 tarihleri arasında Erciş Devlet Hastanesi KBB polikliniğine başvuran ve peritonsiller apse tanısı alarak tedavileri yapılan hastaların dosyaları retrospektif olarak incelenerek peritonsiller apse tanı ve tedavisi gözden geçirildi.
Peritonsillar abscess, the most common deep infection of the head and neck that occurs in adults, is typically formed by a combination of aerobic and anaerobic bacteria. The presenting symptoms include fever, throat pain, dysphagia and trismus. Ultrasonography and computed tomographic scanning are useful in confirming the diagnosis. Needle aspiration remains the gold standard for diagnosis and treatment of peritonsillar abscess. After performing aspiration, appropriate antibiotic therapy (including penicillin, clindamycin, cephalosporins, or metronidazole) must be initiated. In advanced cases, incision and drainage or immediate tonsillectomy may be required.In this study, the files of the patients who were admitted to Department of otolaryngology, Erciş State Hospital between October 1999 and February 2002, diagnosed with peritonsillar abscess were retrospectively evaluated and diagnosis and treatment of peritousillar abscess was reviewed.

5.
KOAH Akut Atak Tedavisinde Antioksidan Olarak N-Asetilsistein’nin Etkinliği
The Effect Of N-Acetylcysteine As Antioxidant In COPD Treatment With Acute Exacerbation
Haluk Dülger, Ahmet Durmuş, Cengizhan Sezgi, Kürşat Uzun, Bülent Özbay
Sayfalar 91 - 94
Kronik obstrüktif akciğer hastalığında oksidatif stresin rolü çeşitli çalışmalar ile gösterilmiştir. Son yıllarda oksidatif stresin rol aldığı hastalıklarda antioksidan özelliği olan N-asetilsistein (NAS)’in kullanılması ile ilgili çalışmalar yapılmıştır. Bu çalışmada tek kör randomize NAS’ın KOAH akut atak ile gelen hastalarda tedavideki etkinliğini araştırmayı amaçladık. Çalışmaya 60 KOAH’lı hasta ve 20 sağlıklı kişi alındı. Çalışmamızda rutin tedaviye alınan KOAH’lı hastalar N-asetilsistein tedavisi alan ve almayan olmak üzere iki gruba ayrıldı. Olguların tedavi öncesi ve sonrası solunum fonksiyonları, kan gazı değerleri ve malondialdehid (MDA) değerleri kendi aralarında karşılaştırıldı. N-asetilsistein kullanan olgularda tedavi sonrası FEVı, PO2 ve Sat O2 ortalama değerleri tedavi öncesi değerlerden anlamlı olarak yüksekti (p<0.001). Ortalama MDA değeri ise NAS kullananlarda tedavi sonrası, öncesine göre anlamlı olarak düşmüştü (p<0.001). NAS kullanmayanlarda ise tedavi öncesi ve sonrası çalışılan tüm parametreler açısından anlamlı bir farklılık yoktu. N-asetilsistein’in KOAH tedavisinde faydalı olabileceği ve olgu sayısının daha fazla olduğu büyük randomize çalışmalar ile desteklenmesi gerektiği sonucuna varıldı.
The role of oxidative stres in chronic obstructive pulmonary disease was showed by studies. Recently, N-acetylcysteine (NAC) was used in various diseases as a antioxidant. We investigated 60 patients with COPD and 20 normal healthy subjects. The patients with COPD divided into two groups with or without NAC treatment along with routine treatment. Pre and post treatment paremeters of pulmonary functions, blood gases and malondialdehid values were assesed. In patients with NAC treatment the mean posttreatment levels of FEVı, pO2 and satO2 were significantly higher when compared with pretreatment values. Mean MDA level significantly reduced after treatment in patients with NAC treatment, for all parameters, there is no significant change before and after routine treatment.In conclusions, NAC may be beneficial in acute exercabation of COPD due to ıts antioxidant effect. These findings should be supported by large randomised clinical trials.

OLGU SUNUMU
6.
Dudak ve Dilde Yerleşen Lenfanjioma Sirkumskriptum ?
Lymphangioma Circumscriptum of Lip and Tongue
Ömer Çalka, Hakan Çankaya, Ahmet Metin, Mustafa Kösem, Necmettin Akdeniz
Sayfalar 95 - 97
Lenfanjioma sirkumskriptum, deriyi tutan ve alttaki subkütan yağ dokusuyla kaslara da yayılabilen lenfatik bir malformasyondur. Nadir rastlanan dil ve dudak tutulumu ile seyreden 14 yaşındaki erkek hasta sunulmuştur.
Lymphangioma circumscriptum is a lymphatic malformation that involves the skin and may extend to subcutaneous tissue and muscle. Involving of tongue and lip is uncommon. Herein we report a case of 14-year-old boy with lymphangioma circumscriptum that involved lip and tongue.




Copyright © 2019 Van Medical Journal. All Rights Reserved. LookUs & Online Makale